Skip to content Skip to footer

 

Yeni doğmuş bir bebek, anne sütünden ek gıdaya geçmeye hazırlanıyor. Dünyadaki o ilk lokmasını tadacak; belki havuç, belki de patates … İşte tarımsal eğitime merhaba.

Hayata, toprağın verdiği o ilk lezzetle merhaba deriz. Ne kadar temizse, o kadar şifa. İlk lokması patates olan bir bebek; ileride belki en sevdiği sebze patates olan bir çocuğa, belki de en çok pişirdiği yemek patates olan bir kişiye  dönüşür. Peki bu kişi, patatesin mor renkli ve çok güzel açan bir çiçeği olduğunu ne zaman öğrenir?

Hayat, toprağa dayanır . Topraktan yetişen mahsullerle beslenir hayvan… Hammaddesi toprak olan yapılarla yaşar insan… Toprak için yapılır en büyük mücadeleler.

Bugün şehirde yaşayan bir çocuk ilk kez kaç yaşında toprağı hissediyor? Kaç yaşında bir tarlayı görüyor? Kaç yaşında dalından koparıp bir sebzeyi yemeyi öğreniyor?
Doğayla arasına mesafe konmuş bir çocuktan doğaya sahip çıkmasını bekleyebilir miyiz?
Tanımadığını sevmek, korumak mümkün mü?

Kimileri topraktan çok uzakken, kimileri toprakla iç içedir; köylü gibi, çiftçi gibi. Toprağı sever, onu meslek edinir. 7’sinde de tarladadır, 70’inde de.

Ve çiftçilik; toprağın izin verdiğine razı olup emek vermektir. Yola çıkarken bilirsin; her zaman emeğinin karşılığını alamayacaksın. Don vurur, mahsul alamazsın. Güneş yakar, yine mahsul alamazsın. Ve bu ülkede çiftçi bilir ki, tüm bu zorluklara çoğu zaman tek başına göğüs gerecektir.

Toprakla iç içe büyüyen bir çocuk, toprağın ne kadar zor olduğunu da  erken öğrenir.
Çiftçiliğin hâlâ hak ettiği değeri görmediğini görerek büyür. Yok senesinin ne demek olduğunu yaşayarak bilir. Güneşin altında kavrularak çalışmanın yükünü tanır.
Bu toprakta üretmenin çoğu zaman karşılıksız kaldığını da öğrenir.
Ve toprağı en iyi tanıyan o çocuk, bir gün o topraktan uzaklaşmak ister…

Toprakla, gökyüzüne bakarak büyüyen o çocuk; bir gün, bir devlet dairesinde aynı sandalyede yıllarca oturmayı kurtuluş sayar. Ve topraktan kopar.

Tarımsal eğitim… Peki gerçekten kim talip bu eğitime?
Bu eğitimin  değerini  kim anlayacak?
Toprağı bileni bu topraktan koparmadığımızda,
toprağı bilmeyene toprağı sevdirdiğimizde,
tarım arazilerini imar parsellerine dönüştürmek için yarışmadığımızda…
Belki o zaman tarımsal eğitimden ve onun öneminden gerçekten söz edebiliriz.

Mimar/Büşra Konuralp

Leave a comment